Önce son cümlesini yazdığım bir sayfanın başında,loş bir gecenin körü gecenin dibine vuran saatimin tıkırtısında bir kaç saçmalık bir kaç cümleden sonra Kendiliğinden yazmaya başlamasını bekler gibi bakıyorum kalemime, oysaki hala önümde bomboş duruyor kağıtlarım. düz değil düzen değil alıştıklarımdan değiL bu gece bir yerde atomun çekirdeğiyim, bir yerde artı sonsuzum saatler ilerledikçe belkide bir şarkıya yada içilecek bir kadeh şarapla kelimeler dökülecek satıırlara Eskilerde kalmış bazı geceler geliyor aklıma, küçüğüm ve korkuyorum.. Anımsıyorum, gece lambasının sarı ışığı vururken duvarlarıma, yatağının içinde korkan çocuğu hatta zorlayınca zihnimi anımsıyorum korkuyu sarılıyorum baş ucumda duran o oyuncağa. geçmiş zaman zihnimi zorladıkça geliyor aklıma çocukluk hatıralarım sokakta oynadığım oyunların yaşadığım sonzuz sandığım aşklarım ve sonrasında gelen ağlamalarım dağ gibi görünen küçük sorunlara sıkılmak aşılmaz görünen minik duvarlar delicesine büyümeyi arzulamak vardı hep aklımda. peki ya şimdi,o küçük çocuktan geriye tek bir pişmanlık kalmadı sadece rruhumda derin bir yorgunluk ama buda geçecek biliyorum geceye inat sana inat bir gece daha son buluyor penceremin camından sızıyor yüzzüs şehir ışıkları bir kadeh şarap ve arka fonda tekrarlanan eski bir melodi saatler ilerliyor gece kendini yavaş yavaş sabahın kollarına bırakıyor nasıl bir günün başlangıcı bu uzanıyorum yatağıma başucumda yine gece lambasını sarı ışığı vuruyor duvarıma sarılıyorum yine çocukluktan kalma baş ucumda duran oyuncağıma ve her gece olduğu gibi kendimi bırakıyorum gecenin o sonsuz karanlığına...5 Kasım 2009 Perşembe
Bir Yerde Atomun Çekirdeğiyim,Bir Yerde Artı Sonsuzum
Önce son cümlesini yazdığım bir sayfanın başında,loş bir gecenin körü gecenin dibine vuran saatimin tıkırtısında bir kaç saçmalık bir kaç cümleden sonra Kendiliğinden yazmaya başlamasını bekler gibi bakıyorum kalemime, oysaki hala önümde bomboş duruyor kağıtlarım. düz değil düzen değil alıştıklarımdan değiL bu gece bir yerde atomun çekirdeğiyim, bir yerde artı sonsuzum saatler ilerledikçe belkide bir şarkıya yada içilecek bir kadeh şarapla kelimeler dökülecek satıırlara Eskilerde kalmış bazı geceler geliyor aklıma, küçüğüm ve korkuyorum.. Anımsıyorum, gece lambasının sarı ışığı vururken duvarlarıma, yatağının içinde korkan çocuğu hatta zorlayınca zihnimi anımsıyorum korkuyu sarılıyorum baş ucumda duran o oyuncağa. geçmiş zaman zihnimi zorladıkça geliyor aklıma çocukluk hatıralarım sokakta oynadığım oyunların yaşadığım sonzuz sandığım aşklarım ve sonrasında gelen ağlamalarım dağ gibi görünen küçük sorunlara sıkılmak aşılmaz görünen minik duvarlar delicesine büyümeyi arzulamak vardı hep aklımda. peki ya şimdi,o küçük çocuktan geriye tek bir pişmanlık kalmadı sadece rruhumda derin bir yorgunluk ama buda geçecek biliyorum geceye inat sana inat bir gece daha son buluyor penceremin camından sızıyor yüzzüs şehir ışıkları bir kadeh şarap ve arka fonda tekrarlanan eski bir melodi saatler ilerliyor gece kendini yavaş yavaş sabahın kollarına bırakıyor nasıl bir günün başlangıcı bu uzanıyorum yatağıma başucumda yine gece lambasını sarı ışığı vuruyor duvarıma sarılıyorum yine çocukluktan kalma baş ucumda duran oyuncağıma ve her gece olduğu gibi kendimi bırakıyorum gecenin o sonsuz karanlığına...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder